Tehlikeli Kimyasallarla Çalışmalarda Güncel Kontrol Yöntemleri

Tehlikeli kimyasallar, endüstrinin görünmez çarklarıdır. Ancak bu çarklar, yanlış yönetildiğinde ciddi sağlık ve güvenlik tehditlerine dönüşür. Geleneksel yaklaşım genellikle kişisel koruyucu donanıma (KKD) dayanır. Oysa güncel ve etkin yaklaşım, kaynağında kontrol ilkesine odaklanır ve hiyerarşik kontrol prensibini teknoloji ile bütünleştirir. İSG uzmanı olarak, bu güncel çözümleri bilmek ve işverene önermek hayati önem taşır.

Kontrol Hiyerarşisi Çerçevesinde Güncel Yöntemler:

1. Ortadan Kaldırma / İkame (En Etkili)

  • Güncel Uygulama: Sadece daha az zararlı bir kimyasalı ikame etmek değil, prosesi tamamen değiştirmek. Örneğin; solvent bazlı temizleyici yerine su bazlı/su ile temizlenebilen sistemlere geçmek, boyama işlemlerinde toz boya (kuru proses) veya UV kürlemeli boyalar gibi solvent içermeyen teknolojileri değerlendirmek. Yeşil kimya prensiplerini araştırmak ve tedarikçilerle bu konuda çalışmak artık bir zorunluluktur.

2. Mühendislik Kontrolleri (Modern Teknolojiler)

  • Kapalı Sistemler: Kimyasalın insanla temasını kesin olarak önler. Modern otomatik dozlama ve kapalı transfer sistemleri (örneğin, “tam kapalı” bağlantılı IBC’ler) kazara dökülme ve buharlaşma riskini sıfıra indirir.
  • Yerel Havalandırma (LEV) 2.0: Geleneksel davlumbazlar yeterli değil. Kaynakta yakalama prensibiyle çalışan, tasarımı işleme özel yapılmış, dijital akış ve statik basınç monitörleri ile sürekli performansı izlenen akıllı LEV sistemleri kurulmalıdır. Sistem arızaları anında alarm vermelidir.
  • Ortam İzleme Sistemleri: Sabit veya taşınabilir gerçek zamanlı gaz/solvent sensörleri ile çalışma ortamı sürekli izlenmeli. Veriler buluta aktarılarak, maruziyet eğilimleri analiz edilmeli ve limit aşımı anında anında müdahale edilmelidir. Bu, periyodik ölçümlerden çok daha güvenilir bir veri sağlar.

3. İdari Kontroller (Proses ve Yönetim Odaklı)

  • Dijital Güvenlik Bilgi Formu (SDS) Yönetimi: Kağıt SDS’ler tarih oluyor. Akıllı telefon uygulamalarıyla taranabilen QR kodlu etiketler ve tüm SDS’lerin merkezi bir dijital veritabanında tutulduğu, çalışanların kolayca ulaşabildiği sistemler kurun. Acil durum bilgileri anında elde edilebilmelidir.
  • İşaretleme ve Etiketleme (CLP/GHS): Semboller ve ikazlar evrensel ve anlaşılır olmalıdır. Tehlike iletişimi (Hazard Communication) eğitimleri, sadece MSDS okumak değil, bu etiketleri günlük hayatta nasıl yorumlayacaklarını öğretmelidir.
  • Çalışma İzin Sistemleri: Özellikle bakım-onarım, tank temizliği gibi yüksek riskli işlerde, kilitli/etiketli (Lockout/Tagout) ile bütünleşik, dijital imzalı çalışma izin sistemleri kullanın.

4. Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) – Son Çare, Ancak Akıllı

  • KKD seçimi, yapılan maruziyet değerlendirmesine dayanmalıdır.
  • Güncel Teknolojiler: Artık sadece “kimyasal dayanımlı eldiven” değil, belirli bir kimyasala karşı geçirgenlik süresi (breakthrough time) verisi olan eldivenler seçilmelidir. Hava temizleyici maskelerde dijital kullanım ömrü göstergeleri tercih edilmelidir.
  • Doğru Kullanım ve Uygunluk Testi (Fit Test): Özellikle solunum koruyucular için düzenli uygunluk testi zorunludur ve bu süreç dijital olarak kayıt altına alınabilir.

İSG Uzmanına Kritik Hatırlatmalar:

  • Entegre Yaklaşım: Bu kontroller bir bütün olarak çalışır. Mühendislik kontrolü olan bir sistemde bile, acil durumlar için KKD ve idari prosedürler hazır olmalıdır.
  • Bakım ve Validasyon: Tüm mühendislik sistemlerinin periyodik bakım ve performans testleri (LEV testi gibi) hayati önem taşır.
  • Çalışan Eğitimi: Tüm bu sistemlerin etkinliği, onları kullanan çalışanların farkındalığına bağlıdır. Eğitimler, “neden” sorusunu cevaplamalıdır.

Proaktif ve Teknoloji Destekli Bir Yaklaşım
Tehlikeli kimyasalların yönetimi, artık reaktif ve KKD’ye bağımlı bir süreç olmaktan çıkmıştır. İSG uzmanları olarak, işvereni en üst seviyedeki kontrollere (ortadan kaldırma, ikame, kapalı sistemler) yönlendirmeli, mühendislik çözümlerini takip etmeli ve dijital yönetim araçlarını kullanmalıyız. Hedef, sadece yasal limitlerin altında kalmak değil, mümkün olan en düşük maruziyet seviyesine (ALARA prensibi) ulaşmak olmalıdır.

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir